SANAT, TASARIM VE MİMARLIK FAKÜLTESİ

Mimarlık Söyleşileri II Gerçekleşti

25.12.2019

İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü tarafından düzenlenen Mimarlık Söyleşileri’nin ikincisi 20 Aralık 2019’da Kuzey Yerleşkesi F Blok'ta gerçekleşmiştir. Doç. Dr. Ali Rıza Parsa mimarlık alanında profesyonel çalışmalarına devam etmenin yanı sıra, Esenyurt Üniversitesi'nde Dekan Yardımcısı ve Yıldız Teknik Üniversitesi'nde Öğretim Üyesi olarak görev yapan, Yapı Mühendisliği alanında uzmanlaşmış, deprem ve yapı üzerindeki etkileri üzerine çalışmalar yapmış Mimar Doç. Dr. Ali Rıza Parsa’yı ağırladığımız ikinci oturumumuzun konusu “Yüksek Yapılarda 18.yy'dan Günümüze Kadar Taşıyıcı Sistem ve Strüktürel Malzemelerinin Gelişimi” olmuştur. 
Günümüzün önemli tartışma konularında sürdürülebilirlik konusuna değinen Parsa, Sanayi Devrimi ile gelişen yapıların uzun bir zaman içinde kazandığımız tecrübeyi büyük ölçüde değiştirdiğini, geleneksel yapılardaki tecrübeden yararlanmamızın sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmamız için yardımcı olacağına dikkat çekmiştir. Yoğun bir nüfusu barındırmak için ortaya çıkan yüksek yapıların kendi başlarına küçük bir şehir olabildiklerini, enerji tüketimi ve atık üretimleri ile kaynak yönetimi açısından iyi değerlendirilmeleri gerektiğini, aynı zamanda şehirlerde rüzgar yönünü değiştirme, ısı adası etkisi oluşturma gibi özellikleri açısından da iyi tasarlanmaları gerektiğini belirtmiştir.
İlk yüksek yapı olarak kabul edilen Amerika’daki Home Insurance binasının 1885’de Amerika’da çelik olarak yapıldığını, bu tarihten itibaren yüksek yapıların, çelik, betonarme, ve çelik ve betonarmenin birlikte kullanıldığı kompozit sistemler şeklinde yapıldığını ifade etmiştir. Bu tarihten 1930’lara kadar binalarda yüksekliği sürekli arttırmaya yönelik bir çabanın ön planda olduğunu, zemin kapasitesini iyileştirmedeki maliyet ve rüzgara dayanım gibi nedenlerle 1930’lardan 2000’lere kadar binalarda önemli bir yükseklik artışının ortaya çıkmadığını, ancak 2009’da yapılan Burj Khalifa Dubai ile bu durumun değiştiğini de sözlerine eklemiştir. Malzeme ve teknolojideki gelişmelerin yapı maliyetini düşürmesinin yüksek yapı tasarımına önemli bir ivme kazandırdığını açıklamıştır. Yumuşak zeminde yüksek yapı tasarımının deprem açısından sakıncalı bölgelerde dikkatle ele alınması gerektiğini ve maliyeti arttırabileceğini belirtirken, yüksek yapıların tasarımında rüzgar etkisinin de deprem kadar ele alınması gerekli bir konu olduğu vurgulamıştır.
Yüksek yapılarla ilgili teknik bilgilerin ele alındığı söyleşimizde ayrıca, yüksek yapılara farklı noktalardan  eleştirel bakılması gerektiği üzerinde de durulmuştur. Yüksek yapı tasarımında insan gereksinimi ve mekân uyumu arasındaki ilişkinin hala gelişim evresinde olduğu, teknik olduğu kadar sosyal sebeplerle de yüksek yapı tasarlanırken dikkat edilmesi gerektiği, yüksek yapıların tek başına yapılmaları kadar gruplaşmalarının da birlikte ele alınması gereken bir konu olduğu, ulaşıma getirecekleri kapasite artışı, yeraltı sularına etkileri nedeniyle de en az teknik konular kadar özenle incelenerek inşa edilmeleri gerektiği tartışılmıştır.
Üniversitemiz Mimarlık Bölümü Arş. Gör. Nazife Bağ'ın izlenimlerini paylaştığı Mimarlık Söyleşilerinin bir sonraki programında, üniversitemiz Mimarlık bölümünde Araştırma görevlisi olarak görev yapan ve İTÜ Mimarlık bölümünde doktorasına devam eden B. Gizem Turna konuğumuz olacak, kentten kırsala göç ve mimarlık hakkında araştırmalarını aktaracaktır. Yeri ve tarihini sitemizde duyuracağımız söyleşimize tüm ilgililer davetlidir.